19 Nisan 2011 Salı

İleyh ve İleyha

-Parmaklarının kalem ile oynayışlarındaki ahenk müziğimiz olsun sen de parmaklarına al beni dans edelim İleyh.

-Kekeleyen bir yaşamın hecesinden geliyorum ileyha, sesimdeki karıncalanmayı gövdemin nemiyle silerek ve dünyayı tek bir renge boyamaktanda yorgun. Derin ve dar bir yataktır geldiğim yer ileyha. Kime biraz gülümsediysem, garip bir önlem duygusuyla bir yerlere gecikiyormuş gibi telaşlı arkasını dönüp gitti… Korkunun ve sevgisizliğin cumhuriyetinde aşkın kırıcı mevsimiydi yaşadığım İleyha...

-Hecelerini binbir ihtirasla bütünler haline getirdim İleyh. Bir kez dudaklarımdan çıkışta bile bin doldun flularıma. Derinlikse gözlerini kapattığın, beni koymaya yerin varmış. Bıraktım endişerimi bizden dışarda İleyh.

-Etrafımdaki herkes büyük bir ikiyüzlülükle bir zorunluluk gibi yaşamayı öne sürerek ölümü kutsuyorlar İleyha. Kimsenin yağmuru izlemediği bu dünyada yıldızları sevmenin yalnızlığı ile her gün biraz daha geri çekildim yaşama olan sevgimden… Bana kimse, ilkbaharın sevgi, yazın aşk, sonbaharın ise ayrılık olduğunu söylemedi. Peki sen söyleyecek misin ileyha?

-O kimseler ki, kimliği kimsesiz bile olmuş, her yerde. Kimlerden habersiz kim bilir. Kimsesizliğine kalmış boşa doldururlar; doluyu kendilerine aldıklarını umarcasına. Yıldızı sevmez onlar. Gökyüzünden habersiz soluk yüzlerine bakarlar. Anlayacağın hep aynı sahnedeler, inmezler İleyh. Söyleceklerim var elbet ama gözlerimi iyi dinle İleyh.

-Ne zaman bir sızıyla gözlerimi bulutlara ağaçların dallarına ve o dallara hayat veren rüzgara çevirdiysem, yüzüme inen bir tokat gibi önümdeki duvarlar gösterildi ileyha. Saçlarımdaki beyazlık, yüzümdeki kuyu dibi siyahlığı bu sakınmalardandır… Bu yüzden sesimin rengi acı, gözümün ışığında bir bulanık kırılma ve bu yüzden dolaşır ayaklarım birbirine. Bir kirlenmeden korunmak için susarak yaşadığım aşk benim için bir yenilği olduğunu yeni fark ettim ileyha.

-Sana açtığım yolun altı üstü bir sızıdır, dalla budakla kapanmış yaradır İleyh. Kah tokat olur o dallarım hiç değmemiş teninde batar uçları inceden, kah tekme olup konarsın en tepesine, göğün kuşağına. Senin kuşağınınsa rengi çok dillidir, dinlemez peşin çarpar. Senden gelen ünlemlere parmaklarım dudaklarına bir sus dese benim sözlerime bir susuşta susarmısın İleyh.

-Benim kıyılarında saygıyla beklediğim aşk başkalarının ezip geçtiği bir duyguydu ileyha… Herkesin çoğalmak için sevdiği bu zamanlarda işte ben onları gökyüzüne bakmaya çağırıyordum… Bir ben mi varım bu yer kürede! Yanlışını sevip yenilgisini örnek alan..? Ben; evlerin perdesini çektiği yerde, camlarımı açarak soluk almaya çalıştım, çürümüş insan kokuları arasında ileyha. Aşk istiyorum çok mu bu bana? Hayata bak! Sevginin ölümden, sabahın akşamdan farkı yok ileyha. Haklısın bir gizemden geliyorum evet, yani yeni bitmiş bir aşkın kanburu, lambaları sönen evden sızan bir yalnızlığım İleyha. İçimdeki titreme can çekişen gelecektir. Dokun bana geçsin İleyha!...

Benim içimdekilere sorarsan senin adın gizem, senin adın gecenin aydınlık olmasını isteyip derin bekleyişlere kapılmanın diğer adı, senin adında hislerim dökülür avuç içlerime, senin adın bende İleyh. Ne kadar büyüdüysen yalnızlıklarımda beni de büyüttün o kadar inan. Duvarlarım kerti dolu bak. Sen her çizişte bir daha yoktun İleyh...

-Kızma!.. Bu sanki yüreğimin çok önceden gördüğü bir düş gibi... Çünkü ben; duygularımın tonunu, sesimin rengini, gülüşümün akışını ve yüreğimin demini hesaplamaktan, içimdeki suların yatağını değiştirmekten ve sonu hep başkalarıyla kesişen yollara sürüklenmekten, bırak insanları artık hayvanları çiçekleri bile suçlar oldum ileyha.. Korkuyorum anlasana! Kendi dışımda herkesin beğenisiyle satın aldığım o iç huzurum ve kimseyi rahatsız etmeyen sevgim, işte bu gecenin en derin saatlerin de anlayamadığım bir biçimde sıkıntı ve sızı veriyor... Yastık başımdan yatak altımdan kayıp gidiyor ileyha. Belkide bu yüzden kendime biraz küsüm ve biraz karamsar bakar gözlerim ve biraz korkuyorum. Şimdi; Sen? Sen ileyha? Sen var mısın kıyılarımda?

Suçsuzluğu nereler saklamışlar bulamıyor, sana veremiyorum, gözlerine özgürce koşamıyor, sözlerin bir kaşık su olsa ben boğuluyorum sancılı. Geçen saatlerde ise yağmalıyor zaman bizi iyiden iyiye. Şimdilerde korkar oldum karıncaların yürümesinden bile İleyh. Her adımda olsadanda yanımda hep yenilmekten heybeme zafer koyamıyorum İleyh. Hep eksiğim, hep yarım! Bir damla olsam kıyına vursam, bir damla olsam karışsam okyanusuna ama "ama" ile başlayıp bitiyor tümcelerim.. Onlar bizim gibi dans etmeyi bilmiyorlar İleyh....


Barış Akbalı ve Cemile Sönmez
(26 Aralık 2010)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder