29 Temmuz 2011 Cuma

Yenik Serçe-Yılmaz Odabaşı


Yaban ve asi
dağlara dağılan taylar gibi
ve yangın
gençliğinin alazında

Adana'da yollara dizilmiş garlarla
çığlık çığlığa peronlarda
çocuklar gibiydi gözleri

adı nevin
şarap içer, rüzgar giyerdi geceleyin
o, kanadı kırık bir kustu
beyaza vurulmuştu
kimseler görmedi bir başka renk sevdiğini
kimseler
görmedi kimseler kirlendiğini

adı nevin
hüzün kokar ve korkardı geceleyin

'kendini martılarla bir tutma' derdim; 'senin kanatların
yok . düşersin, yorulursun. beni koyup koyup gitme
ne olursun!
o, kanadı kırık bir kustu
gülümserken vurulmuştu
kimseler görmedi uçtuğunu
kimseler,
görmedi kimseler öpüştüğünü

adı nevin
özlem tüter ve ç(ağlardı) geceleyin
ışığın diyordu: kırılıp düştüğü yerlerden geliyorum;
karanlık kördü ve acımasız... ellerimle kırdım ben de
kalan kanatlarımı.
kanatlarımı kanatmaktan geliyorum...


o bir yenik serçeydi sıkılınca ağlamaya çıkardı. sonra da
çift çıkardık. kar yağardı, biz dinlemez, çıkardık! o kentte
bütün sokaklar biz yan yana yürümeyelim diye dar
yapılmıştı; insanlar dar yapılmıştı; çıkardık! kar durmazdı,
üşüşürdü saçlarına ve hep bir şeylere ağlardı o karlı
havalarda. avurtlarına çarpan kar taneleri gözyaşlarının
sıcaklığına çarpıp erirdi...
ve acıyan kanat yerleri erirdi... erirdi...
biz yan yana, yana yana! yana yana!

o bir yenik serçeydi sıkılınca ağlamaya çıkardı
ben yürüsem bütün yollar ona çıkardı


gitti... kanatları yüreğimdeydi
kalan
elimde minyatür bir kus simdi
yitirdim o askın kimliğini
h ü k ü m s ü z d ü r
adı nevin,
ihaneti tutuşturduk bir sabahleyin!




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder